İstanbul’un Orta Yeri Sinema
Ayşe Adlı - İnceleme August 31, 2016

Geçmişten günümüze şehrin kayda değer sinema salonlarını ve sinemaların geçirdiği değişiklikleri ele alan İstanbul’un 100 Sinema Salonu kitabı, bir envanter çalışması olarak kültür tarihi kayıtlarına bir yenisini ekliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A. Ş. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde başlattığı İstanbul’un 100’leri serisinde kitap yayımlamayı sürdürüyor. Geçtiğimiz aylarda tamamlanan son kitap, şehrin 100 sinema salonuna dair bilgi ve fotoğraflar içeriyor.

 

Osmanlı İstanbul’unda halka açık ilk film gösterimi, Lumiére Kardeşler’in sinematografi cihazıyla çektikleri filmin Paris’te 1895’te gösteriminden 2 yıl sonra 1897’nin başlarında gerçekleştiriliyor. Bu tarihten sonra önce Beyoğlu ve Şehzadebaşı’nda, ardından Eminönü, Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar ve Bakırköy gibi merkezlerde kışlık ve yazlık sinema salonları faaliyet göstermeye başlıyor.

 

İstanbul’da Aralık 1896 ya da Ocak 1897’de ilk gösterim, İstiklal Caddesi 246 numaradaki Sponeck Birahanesi’nde yapılıyor. Kayıtlara göre bu ilk seansta Andlozya’da Boğa Güreşi, Deniz Banyosu, Rus Çarı’nın Paris Seyahati adlı filmler izleniyor. Ercüment Ekrem Talu’nun anılarında anlattığına göre bu etkinlik bir takım tartışmalara da sebep oluyor. “Kimi bu sihirli icadı görmeyi günah sayıyor, kimi gidip gördüğünden dolayı tövbe istiğfar ediyor, ileri fikirliler ise bir medeniyet unsurunun daha yurda girmiş olduğuna seviniyorlardı.” Salon, 1898’de tekrar birahane olarak kullanılmaya başlanıyor. Günümüzde yerinde Avrupa Pasajı’nın bulunduğu birahane 1930’da kapanıyor.

 

Beyoğlu’nun ve İstanbul’un ilk sabit sinema salonu 1908’de Tepebaşı’nda açılıyor. Sigmund Weinberg’in kurduğu Pathe Sineması, Meşrutiyet Caddesi 17 numarada bulunuyor. Sinemanın yerinde daha önce biri yazlık diğeri kışlık iki tiyatronun olduğu biliniyor. 8 yıl sonra, 1916’da salon Belediye Sineması adını alıyor ancak aralıklarla el değiştiren işletme sırasıyla Amfi, Asri, Ses isimleriyle hizmet veriyor. Bugün Pathe’nin Tepebaşı’ndaki yerinde TRT platoları bulunuyor.

 

Sinemaya yönelik ilgiyi fark eden girişimciler, aynı yıllarda peş peşe yeni salonlar açmaya başlıyor. İsmi Türk girişimciler arasında ilk sıralarda bulunan Kemal Seden sektöre, 1914’te Yüksek Kaldırım’da açtığı Majestiqe Sineması’yla giriyor. Sinemayı devrettikten sonra Kemal Filmi kuran Seden ve kardeşi, 1920 yılında yapımcılığa başlıyor.

 

Suriçi’nin ilk salonu, Şehzadebaşı’nda açılan Emperyal. Sinema, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Şehzadebaşı Caddesi 87 numarada, eski Fevziye Kıraathanesi’nin bulunduğu yerde hizmet veriyor. Direklerarası eğlenceleriyle meşhur semtte daha önceden de film gösterimleri yapıldığına dair kayıtlar olmakla birlikte sinema salonunu 1914’te Cevat Bey kuruyor. Salon, tıpkı diğerleri gibi birkaç kez isim değiştirdikten sonra 1930’larda kapanıyor.

 

Kısa süre içinde adından çok söz ettirecek olan Elhamra Sineması 1923’te, bir sene önce Jean Barborini tarafından yapılan Elhamra Han’da işletmeye açılıyor. İlk sahipleri sırasıyla Arapzade Sait Bey ve Cevat Adapazarlı. Onlardan sonra Elhamra’yı İpekçiler, Halil Kamil ve Cemil Filmer devralıyor. 21 locası, 100 meşin koltuğu ve orkestrası olan salon, 1999’da kullanılamaz hale gelmesine sebep olan yangına kadar aralıklarla hizmet veriyor.

 

Bir asırdan biraz daha uzun bir süre içinde İstanbul’da Melek, Süreyya, Emek, Lale, Atlas, Şan gibi yakın tarihlere kadar hizmet veren mühim salonlar yanında kısa süreler açık kalan yüzlerce yazlık ve kışlık sinema kuruluyor. Eğlence ve alışveriş alışkanlıklarının geçirdiği değişiklik kaçınılmaz olarak sinema salonlarına da yansıyor. Müstakil binalar ya da hanlardaki salonların yerini günümüzde AVM’lerde hizmet veren zincirler almış bulunuyor. İlkinden itibaren şehrin kayda değer salonlarını ve sinemaların geçirdiği değişiklikleri kayıt altına alan İstanbul’un 100 Sinema Salonu kitabı, bir envanter çalışması olarak kültür tarihi kayıtlarına bir yenisini ekliyor.

 

 

İstanbul’un 100 Sinema Salonu

Doç. Dr. Barış Bulunmaz, Ömer Osmanoğlu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A. Ş. Yayınları

202 sayfa